X Simge
TR EN
X Simge
TR EN
Belgeli Tür 520
Fotoğraflar 113841
Gözlemler 10226
Videolar 3185

HABERLER


Kuşların Değerini Biliyor Muyuz?

Haberlere Geri Dön Okunma Hiti. : 136
1 Yorum Beğen | 1
kuslarin-degerini-biliyor-muyuz

Eğer kuş gözlemcisi, biyolog ya da ekolog iseniz bu soruya cevabınız “çok değerli” ya da “paha biçilemez” olabilir. Bu alanlarda uzman olmayan herhangi bir kişi ise bu soruyu duyunca “değerliler çünkü doğanın dengesini sağlıyorlar” ya da “ne kadar değerli bilemiyorum” der belki. İktisatçılara sorsak ne derler? “kuşlar insanlara ne kadar ekonomik fayda (ya da ekosistem hizmeti) sağlıyorsa, o kadar değerli” diyebilirler örneğin. Biraz bu farklı değerleri kuşlar açısından ve genel anlamda doğa koruma açısından açmaya çalışalım.

Doğa korumacılığın dönüşümü

Doğa korumacılar, çok uzun yıllar doğanın olduğu gibi korunması gerektiğini, bunun da insan etkisinin minimuma indirildiği korunan alanlar yoluyla yapılmasını savundu. Bunu savunurken de doğanın ya da kuşların korunmasının ahlaki bir sorumluluk olduğunu ön plana çıkardılar.

1980’lerden itibaren ise bu yaklaşım değişmeye başladı. Elbette doğa korumacılar hala büyük ölçüde kuşları ya da ekosistemleri korumanın ahlaki bir zorunluluk olduğunu düşünüyor: “Var oldukları için onları korumalıyız. Ayrıca başka canlıları öldürmek ve habitatlarını yok etmek etik değil”.[1]

Fakat bir yandan da iklim değişikliği ve biyoçeşitlilik krizi gittikçe daha da görünür ve acil hale gelmeye başladı. Ama ahlaki argümanlarla politikacıları ikna etmek gittikçe zorlaşıyor. Çünkü politikacılar için öncelik pek çok zaman bu işin parasal kısmı.

Doğa korumacılar bu nedenle hem doğa koruma için hem de ekonomik açıdan etkili bir argüman geliştirmek zorunda hissetmeye başladılar kendilerini. Yani eğer doğayı ya da kuşları korumak istiyorsak, ekonomik faydalarını ön plana çıkarmamız gerektiği düşüncesi yaygınlaştı.[2][3][4][5]  1980’lerden itibaren hem sosyal hayat hem doğa koruma giderek daha fazla piyasaların himayesinde (ya da hakimiyetinde diyelim) tasarlanmaya başlamıştı. Mesela balık stoklarının korunmasını istiyorsak, balık kotalarının alınıp satıldığı piyasalar oluşturalım ya da kuşları, arıları ya da yarasaları korumak istiyorsak onların insanlara olan ekonomik katkılarını vurgulayalım gibi.

İktisatçının gözünden bakmak, yani “ekosistemdeki farklı türlerin insanlara sağladığı türlü türlü faydayı ortaya çıkaralım (ekosistem hizmetleri) ve bunların parasal değerini hesaplayalım” demek çoğumuza ilk etapta mantıklı geliyor. Politikacıların ekonomik faydaya ve parasal değerlere daha çok önem vereceğini düşünüyoruz çünkü. Örnek verelim:

  • Bir peçeli baykuş tarım arazilerinde bütün hayatı boyunca 11 bin fare yiyebilir, bu da 13 ton kadar tarımsal ürünün fareler tarafından yenmesini engelleyebilir.[6]
  • İsveç’teki parklarda sadece bir tane alakarganın yaydığı kadar tohum yaymak isteseniz ve bunu insan emeğiyle yapmaya çalışsanız, her bir kuş için 2 bin ila 10 bin dolar arasında para harcamanız gerekirdi. Bunu tüm park alanı için hesaplarsanız 200 bin ila 950 bin dolar arasında harcamanız lazım.[7]

İlki kuşların sağladığı bir ekosistem hizmetini, ikincisi ise bir ekosistem hizmetinin sağladığı ekonomik değeri ortaya koyuyor. İlkinde bir parasal değer biçilmemiş, peçeli baykuşların çiftçilere katkısı tarif ediliyor. İkincisi ise parasal bir değer ile alakargaların önemini ortaya koymaya çalışıyor. İki yaklaşım da insana olan olumlu katkıyı ya da faydayı ön plana çıkarmakta.

Peki bu argümanla politikacıları peçeli baykuşları ya da alakargaları korumaları için ikna etmek mümkün müdür? Belki evet, belki hayır. Duruma göre değişebilir. Eğer peçeli baykuşlar yerine fareleri tarımsal alanlardan uzaklaştıracak başka bir yöntem görece daha maliyetli ise, belki evet, peçeli baykuşları koruma kararı çıkabilir. Fakat diyelim ki İsveç’te alakargaların yaşadığı bir parkta bir madencilik projesi planlanıyorsa ve bu projenin ekonomik getirisi alakargaların tohum yayması sayesinde elde edilecek faydalardan çok daha büyük bir ekonomik fayda getirecekse, ekonomik argümanı kullanmak işe yaramayabilir.

Bazen de piyasa değerlerini kullanmanın şöyle bir beklenmedik etkisi olabiliyor: Bir ekosistem hizmetinin değeri piyasa şartlarına göre bir gün çok yüksek, ertesi gün sıfır olabiliyor.[8] Örneğin, Meksika’daki bir yarasa türü (Tadarida brasiliensis mexicana) geçmişte Amerika’daki pamuk üretimini korumada çok etkiliydi. Pamuk zararlısı güveleri yiyerek, tarımsal üretimi daha az maliyetli hale getiriyordu. Fakat çiftçiler GDO içeren bir pamuk tohumunu ekmeye başladıklarında (ki bu tohum pamuk zararlısına karşı dirençli olduğu için artık yarasaların sağladığı ekosistem hizmetine ihtiyaç kalmadı), yarasaların sağladığı hizmetin piyasa değeri 1990 ile 2008 arasında yüzde 79 düştü.[9] İleride eğer bu GDO içeren tohuma karşı tarım zararlılarının direnci artarsa, yarasaların sağladığı hizmetin ekonomik değeri yeniden artabilir. Fakat şimdilik piyasa şartlarındaki bu değişim ve oynaklık, bu yarasa türünün korunması konusunda doğa korumacıların elini zayıflatmış olabilir.

Peki kuşları nasıl korumalı? Ekonomik değerlerini vurgulamak yeterli mi? Yoksa etik ve ekolojik değerler, var olma hakkı gibi argümanlar üzerinden kamuoyu oluşturmak mı daha mantıklı? Buna bir yanıt bulmak gerçekten çok zor.

Yaşamla İlişkiye odaklanmak

Yakın zamanda IPBES (Intergovernmental Science-Policy Platform on Biodiversity and Ecosystem Services) bünyesinde bir araya gelen araştırmacılar etik değerler mi (kuşların yaşam hakkı) yoksa ekonomik fayda mı (kuşların insanlara faydaları) ikiliğini aşan üçüncü bir değer kategorisi önermeye başladılar. Yani dediler ki, etik değer (içsel değer – intrinsic value) ve insanların doğadan elde ettiği faydalar (araçsal değer, instrumental value) insanların doğaya ya da kuşlara atfettiği değerleri bütünüyle tasvir etmede eksik kalıyor. Üçüncü bir kategori olarak insanların doğayla kurduğu ve hatta doğa üzerinden diğer insanlarla kurduğu ilişkiler de önemi (ilişkisel değer, relational value).[10] Bu üçüncü kategori özellikle de insanların doğayla beraber yaşama (co-existence) kültürüne daha çok aşina olan Amazon ormanları yerlileri gibi topluluklar için çok önemli.[11] Aslında çok uzağa gitmeye de gerek yok, Anadolu’da dahi yakın zamana kadar insanlarla doğa arasında çok daha yakın bir ilişki var olmuş. Örneğin, tohum ekerken sadece kendilerini düşünmemişler, “kurda, kuşa, aşa” demişler. Ektikleri tohumun bir kısmının topraktaki kurtların, tarlaya beslenmeye gelen kuşların rızkı olduğunu kabul etmişler ve kendi gıdalarını üretmenin doğal bir parçası olduğunu düşünmüşler.[12] Turnalar, Anadolu parsı, kültürümüzün, türkülerimizin bir parçası olmuş, kendimizi ait hissettiğimiz yerleri tanımlamış, insan topluluklarının bir üyesi gibi, bazen bir akraba yakınlığında görülmüş, topluluğun esenliğini ya da bireysel iyi oluş halimizi etkilemiş.

İlişkisel değer kategorisi, bazı felsefeciler tarafından teorik düzlemde eleştirilse de (bütün değerler ilişkiseldir, bu yeni kategoriye ihtiyaç yok, diyorlar),[13] farklı ekosistemlerde ve bağlamlarda yapılan ampirik saha çalışmalarında (örneğin kentsel ve kırsal alanlarda yapılan anket çalışmaları ya da yerli halklarla etnografi çalışmaları) ilişkisel değerler insanların çok tutarlı bir şekilde önemsediği, günlük hayatta esenliklerini ve davranışlarını etkileyen bir kategori olarak giderek daha fazla bilimsel kanıtla desteklenmekte.[14][15][16]

O zaman belki bu yeni kategori, insanlara doğa koruma için rasyonel sunmada da daha fazla kullanılabilir mi? Yani yalnızca “Kuşların ekonomimize katkısı şudur.” ile “Kuşları korumak ahlaki zorunluluktur.” arasında kalmak yerine, “Kuşlar bizim binlerce yıldır beraber yaşadığımız, kültürümüze, geleneklerimize, topluluk hayatımıza renk katmış, zaman zaman kendimizi daha iyi hissetmemizi sağlamış, ilham vermiş, uğruna türküler yakılmış canlılardır, onları korumak bu nedenle önemlidir.” demek de mümkün.

İlişkisel değerleri vurgulamak doğa korumayı daha geniş kitlelere daha pratik bir dille anlatmanın bir yolu olabilir mi? Kuşlarla ya da doğayla yeniden ilişki kurmamızı ya da var olan ilişkimizi güçlendirmeyi sağlayabilir mi?

Dar bir ekonomik fayda-maliyet analizi sunan bağlama sıkışmak yerine, farklı insanları ikna etmede farklı argümanları denemek şart gibi gözüküyor. Sadece son 10 senedir incelenen yeni bir alan olarak ilişkisel değerler ve doğa koruma alanında daha çok çalışma yapılması gerekli. Henüz bu alanda çok az çalışma olsa da, köpekbalıklarıyla ilgili yapılmış bir çalışma belki yol gösterici olabilir. Çalışma, köpekbalıklarını koruma konusunda sorunun kaynağı olarak gösterilen balıkçıları ikna edebilmek için ilişkisel değerlerin önemine işaret ediyor.[17]

Hem iletişimde hem de doğa koruma politikalarında ilişkisel değerlere referans veren bir anlatı oluşturmak, kentlerde ve kırsalda kuşlarla ilişkilenebilmemiz için yeni fırsatlar yaratabilir.

Pınar Ertör Akyazı
Boğaziçi Üniversitesi, Çevre Bilimleri Enstitüsü

https://sarkac.org/2026/02/kuslarin-degerini-biliyor-muyuz/

Notlar/Kaynaklar

↑1,↑6,↑7

Sekercioglu, C. H. (2017). How much is a bird worth. Living Bird36(3), 18-20.

↑2

Sandbrook, C., Scales, I. R., Vira, B., & Adams, W. M. (2011). Value plurality among conservation professionals. Conservation Biology25(2), 285-294.

↑3

Redford, K. H., & Adams, W. M. (2009). Payment for Ecosystem Services and the Challenge of Saving Nature. Conservation Biology23(4), 785–787. http://www.jstor.org/stable/29738805

↑4

Maguire, L. A., & Justus, J. (2008). Why intrinsic value is a poor basis for conservation decisions. BioScience58(10), 910-911.

↑5

Spash, C. L. (2008). How much is that ecosystem in the window? The one with the bio-diverse trail. Environmental Values17(2), 259-284.

↑8

Adams, W. M. (2014). The value of valuing nature. Science346(6209), 549-551.

↑9

López-Hoffman, L., Wiederholt, R., Sansone, C., Bagstad, K. J., Cryan, P., Diffendorfer, J. E., … & Semmens, D. (2014). Market forces and technological substitutes cause fluctuations in the value of bat pest-control services for cotton. PLoS One9(2), e87912.

↑10

Pascual, U., Balvanera, P., Díaz, S., Pataki, G., Roth, E., Stenseke, M., … & Yagi, N. (2017). Valuing nature’s contributions to people: the IPBES approach. Current opinion in environmental sustainability, 26, 7-16.

↑11

Buen Vivir in Peru. https://www.youtube.com/watch?v=ndHPmHoI5DM

↑12

Redmann ve Hemmami (2008). Türkiye için Doğa Dostu Tarım Kitapçığı. Buğday Derneği, 2008. https://www.bugday.org/pdf/ddtp.pdf

↑13

Baard, P. (2025). ‘Relational Values’ is Neither a Necessary nor Justified Ethical Concept. Ethics, Policy & Environment28(1), 62-78.

↑14

Arias-Arévalo, P., Martín-López, B., & Gómez-Baggethun, E. (2017). Exploring intrinsic, instrumental,  and relational values for sustainable management of social-ecological systems. Ecology and  Society, 22(4).

↑15

Klain, S. C., Olmsted, P., Chan, K. M., & Satterfield, T. (2017). Relational values resonate broadly and differently than intrinsic or instrumental values, or the New Ecological Paradigm. PloS one, 12(8), e0183962.

↑16

Pratson, D. F., Adams, N., & Gould, R. K. (2023). Relational values of nature in empirical research: A systematic review. People and Nature5(5), 1464-1479.

↑17

Skubel, R. A., Shriver-Rice, M., & Maranto, G. M. (2019). Introducing relational values as a tool for shark conservation, science, and management. Frontiers in Marine Science6, 53.

DİĞER HABERLER
Yeni Türler, Belgeli Tür Adedi : 520  
Copyright TRAKUS © 2008 - 2026 Türkiye'nin Anonim Kuşları: Sponsor ESİT